top of page
  • Black TripAdvisor Icon
  • Black Facebook Icon
  • Black Instagram Icon

DiÄŸer

Diger1.jpg
Diger2.jpg

AUGUSTUS TAPINAÄžI:

​Roma İmparatorlarından Augustus tarafındans Kybele ve Men kutsal alanının üzerine muhtemelen İ.Ö.25-20 yıllarında yapılmıştır. 36 x 54.82 m boyutlarındaki mermer tapınak, 2m yüksekliÄŸindeki çok basamaklı bir podyum üzerinde durmaktadır. Kısa kenarlarında 8m, uzun kenarlarında 15 er ion sütunun yer aldığı pseudodipte ros planlı yapı batıya yöneliktir. İç yapı (Naos) üç bölümlü olup, arka bölüm de duvarlar (Antalar) arasında 2, giriÅŸ tarafında (Pronaos) ise antaların önünde 4 Korinth sütunu yer almaktadır. Tapınak Augustus'un yaptığı iÅŸleri aktaran kitabeleri ile önem taşır. Aynı konuyu içeren latince yazıtların pisi dia antiocheia'sında (Yalvaç), Yunanca yazıtların ise Frigya Apollonia'sın da (Uluborlu) ele geçmesine karşın Augustus Tapınağı yazıtlarını en iyi korunmuÅŸ olanıdır. Dünyada Ankara Anıtı (Monumentum Ankyranum) olarak bilinen ve "Index Rerum Gestarum" adlı bu kaynak tapınağın duvarlarına Yunanca ve Latince olarak iki dilde yazılmıştır. Latince yazıtlar Pronaos'taki anta iç ve uç duvarlarına, Yunanca yazıtlar ise Naos'un güneybatı dış duvarına Augustus'un ölümünden sonra yazılmıştır. Hristiyanların tapınağı kiliseye çevirerek cellanın güney duvarına üç pencere açmış Naos'un arkasına yer altında Tonozlu bir mekan (Cryptos) inÅŸa etmiÅŸlerdir. Ankara İ.S. II.yüzyıl sonlarında Türkler tarafından alınmış, Hacı Bayram Camii, tapınağın kuzeybatı köÅŸesine baÄŸlantılı olarak 15.nci yüzyilda inÅŸa edilmiÅŸtir. 1834 yılında Cellanın kuzeybatı duvarının tahrip olmasına karşın, büyük kapı, Cella ve Pronaos ile tapınak günümüze kadar korunabilmiÅŸtir. Tapınak, Fransız Ch.Texier ve G.Perrot ile alman M.Schede ve D.Krencker'in yaptığı incelemelerden sonra arkeolojik kazılar Dr. Hamit Z.KoÅŸay tarafından yürütülmüÅŸtür.

PİLAVOĞLU HAN:

At Pazarı' nda Hanlar Sokakta yer alan yapı, kerpiç duvarlı, ahÅŸap hatıllı, kiremit çatılı basit bir yapıdır. 16. ve 17. asırdan olduÄŸunu tahmin ettiÄŸimiz han yenilenmekle tarihi özelliÄŸini kaybetmiÅŸtir.

ATATÜRK EVİ MÜZESİ:

Atatürk 1881 yılında, arÅŸiv kayıtlarına göre Selanik' in Koca Kasım PaÅŸa Mahallesi, İslahhane Caddesi üzerinde, bugünkü Selanik' in Aya Dimitriya Mahallesi Apostolu Pavlu caddesi 75 numaralı, üç katlı evde, dünyaya gelmiÅŸtir. Cumhuriyetin Onuncu Yıl Dönümü nedeniyle Selanik Belediyesi Türk - Yunan dostluÄŸunun bir hatırası olarak evin çift kanatlı kapısının üzerine "Atatürk' ün burada dünyaya geldiÄŸini " bildiren bir mermer plaka yerleÅŸtirilmiÅŸtir. (1933) ev sahibinden 1937 yılında satın alınarak Selanik konsolosluÄŸumuza teslim edilmiÅŸtir. 1950 ylında büyük bir onarım geçiren binanın Atatürk Müzesi olarak düzenlenmesi düÅŸünülmüÅŸ, evin bütün odaları ayrı ayrı deÄŸerlendirilerek 10 Kasım 1953 günü törenle ziyarete açılmıştır. Türk Ulusunun Ata' sına sevgi ve saygı sının kanıtı olarak O' nun doÄŸup, büyüdüÄŸü evin aynısı, Atatürk' ün Ankara' da kurmuÅŸ olduÄŸu Atatürk Orman ÇiftliÄŸi arazisi üzerinde, doÄŸumunun 100.Yılı nedeniyle 19 Mayıs 1980 günü BaÅŸbakan Bülent Ulusu tarafından temeli atılmış, 10 Kasım 1981 günü yapımı tamamlanarak Devlet BaÅŸkanı Kenan Evren tarafından Müze olarak ziyarete açılmıştır. Yapılan binanın ölçüleri , içerisinde yerleÅŸtirilen eÅŸyaların ölçü, desen ve biçimleri Selanik' teki evin aynısı olup yerleÅŸtirme düzeni de aslına uygun olarak yapılmıştır. Ev zemin katla birlikte üç katlıdır. Zemin katta kapıdan bir hole girilir. Sağında birinci oda kiler, ikinci oda mutfaktır. Solda birinci oda hizmetçi odası, ikinci oda merdivenli sofadır. Buradan birinci kata çıkılır. Merdivenlerle ahÅŸap tavanlı geniÅŸ bir sofa, sofanın çevresinde Zübeyde Hanım odası, misafir odası ve mutfak ile sofadan bahçeye açılan bir kapı bulunmaktadır. Zemin katın sandık odası bitiÅŸiÄŸindeki merdivenli sofadan ikinci kata çıkılır. Burada birinci kattaki sofanın aynısı yalnız biraz küçüÄŸü yer almaktadır.Burada Anıtkabir Müzesi' nden gelen eÅŸyalarıyla düzenlenmiÅŸ Atatürk' ün çalışma odası, yatak odası, banyo ve bir balkon bulunmaktadır. MTA TABİAT TARİHİ MÜZESİ Tabiat Tarihi Müzesi ile ilgili çalışmalara, 1960yılında MTA'nın yapılmakta olan yeni tesisleri içinde kurulmasının amaçlanmasıyla baÅŸlanmıştır. Bu düÅŸüncenin gerçekleÅŸtirilmesi ile oluÅŸan müze, ilk olarak 7 Åžubat 1968 tarihinde halka açılmıştır. Müzeye geçmiÅŸ fosil, mineral taÅŸ örnekler 1935 tarihinden bu güne kadar yapılan jeoloji çalışmaları sırasında toplanmıştır. 400 m2' lik bir alana yayılan müze üç kattan oluÅŸur. GiriÅŸ kat tümü ile paleontolojiye ayrılmıştır. 3000'e eriÅŸen fosil örnekleri bu bölümde önce sistematik olarak, sonra tarihsel jeolojiye ait fausa ve floralar halinde tanıtılır. Bu kısımda ABD' den satın alınmış olan dinazorlardan, allasaunus mülajı, Fransa DoÄŸu Tarihi Müzesinin armaÄŸanı olan Mastadon mülajı ve pekçok yabancı doÄŸu tarihi müzesinin isteÄŸi ve ilgisini çeken MaraÅŸ filine ait fosil iskelet monte edilmiÅŸ halde bulunmaktadır. Yine bu katta 193 milyon yıl önce Ankara çevresinde yaÅŸamış 1,5 metre çapa eriÅŸen dev Ammonitik, 25 bin yıl önce Anadoluda yaÅŸamış insana ait ayak izleri, bu güne kadar dünyada bulunmuÅŸ ve en güzel, en iyi korunmuÅŸ ayak izleridir. Yine ülkemiz için tipik olan bugün yaÅŸayan ve gittikçe nesli tükenen hayvanlar yaÅŸam ortamlarında tanıtılmaktadır.

AKKÖPRÜ:

Varlık Mahallesi önünde Ankara Çayı üzerinde olan Ankara' nın en eski köprüsüdür. 1222 yılında Selçuklu Hükümdarı I. Alaaddin Keykubat tarafından Ankara Valisi Kızılbey zamanında yaptırılmıştır. Bugün saÄŸlam bir durumda bulunmakla beraber dar bir köprü oluÅŸu ve bugünkü kullanılan geniÅŸ yol dışında kalışı nedeniyle iÅŸlerliÄŸini yitirmiÅŸtir. O zamanlarda Batı Anadoluyu Ankara' ya baÄŸlayan yolun üzerinde. Eskiden Ankara' dan askere ve hacca gidenler bu köprünün başında ayrılık ağıtları söylenerek uÄŸurlanırdı. Kesme bozalt taşından yapılmıştır. Yedi adet sivri kemerden meydana gelmiÅŸtir. Madeni korkuluÄŸu sonradan yapılmıştır. Batı yönünde biri silik iki yazıt yer almıştır.

ANADOLU MEDENİYETLERİ MÜZESİ:

​Ankara Kalesi' nin güney-doÄŸu kıyısında, Atpazarı olarak bilinen semttebulunan iki Osmanlı yapısı olanMahmut PaÅŸa Bedesteni ile KurÅŸunlu Han, Atatürk' ün bir "Eti Müzesi" kurulması isteÄŸi üzerine zamanın Hars (Kültür) Müdür'ü Hamit Zübeyir KoÅŸay tarafından Milli EÄŸitim Bakanı Saffet Arıkan' a yapılan öneri sonunda, Milli EÄŸitim Bakanlığı tarafından satın alınarak 1938 yılından 1968 yılına kadar süren onarımlar sonunda Ankara Arkeoloji Müzesi olarak ziyarete açılmıştır. Fatih Sultan Mehmet' in baÅŸvezirlerinden Mahmut PaÅŸa tarafından 1464 -1471 yılları arasında yaptırılan bedestenin ortasındaki 10 kubbeli dikdörtgen planlı bölüm etrafında simetrik olarak yerleÅŸtirilen ve üstü beÅŸik tonozlarla örtülü 102 dükkandan oluÅŸan bir arasta yer almaktadır. 15.yüzyılın ilk yarısında yapıldığı sanılan ve Osmanlı döneminin tipik han karakterine sahip olan KurÅŸunlu Han, ortada avlu ve revak sırası ile bunları çeviren zemin katta 28, birinci katta 30 odanın bulunduÄŸu iki katlı yapıdır. Bugün yönetim binası olarak kullanılan KurÅŸunlu Han' da çalışma odaları, kütüphane, konferans salonu, laboratuvar ve iÅŸ atölyeleri, Bedesten' de ise teÅŸhir salonları yer almaktadır. Bugün kendine özgü kolleksiyonları ile dünyanın saygın müzeleri arasında yer alan müzede, Anadolu Arkeoloji, Paleolitik çaÄŸdan baÅŸlayarak günümüze kadar Osmanlı dönemi mekanlarında kronolojik bir sıra ile sergilenmektedir. 1997 yılında Avrupa'da yılın müzesi seçilmiÅŸtir.

AZİZ CLEMENS KİLİSESİ:

​İmparator Diocletianus (284 -305) tarafından Hristiyanlara karşı yürütülen 303 yılındaki büyük takibat sırasında, Ankara' da iÅŸkence ile öldürüldüÄŸüne inanılır. Bu yere sonraları Clemens adına bir kilise inÅŸa edildiÄŸi söylenmektedir. Clemens Kilisesi eski Ankara' da Samanpazarı' na uzanan cadde ile Kale'ye tırmanan yokuÅŸun arasında kalan yapı adasında, adliye binasının arkasındadır. Yapım :M. S. 9 - 10. yüzyıl Hristiyanlığı ilk kabul edenlerden Ankara' lı Aziz Clemens' e atfedilen bir kilisedir.Ankara'da bulunan tek Bizans dönemi yapı kalıntısıdır.

BİZANS MEZARLIĞI:

Frig ve Roma devrine ait Roma Hamamı yakınında Çankırı Caddesi üzerinde yer alır.

CUMHURİYET MÜZESİ:

1.Büyük Millet Meclisi Binasının yetersiz olması ve geliÅŸen Cumhuriyet Türkiyesi Meclisi' nin ihtiyaçlarını karşılayamaması nedeniyle, mimar Vedat Tek tarafından Cumhuriyet Halk Fırkası olarak tasarlanmış ve 1924 yılında yapılmış olan bu binada bir takım deÄŸiÅŸiklik ve eklemeler yapılarak, 18 Ekim 1924 tarihinde 2. Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak kullanılmaya baÅŸlanmıştır. 1924 -1960 yılları arasında Atatürk İlke ve Devrimlerinin gerçekleÅŸtirildiÄŸi, Cumhuriyetimizin geliÅŸmesi için çok önemli kararların alındığı, çaÄŸdaÅŸ yasaların çıkarıldığı, uluslararası alanda Türkiye' nin etkinliÄŸini ve saygınlığını artıran antlaÅŸmaların yapıldığı, çok partili sisteme geçiÅŸin saÄŸlandığı bu binada 2.T.B.M.M. iÅŸlevini 27 Mayıs 1960 tarihine kadar 36 yıllık bir dönem boyunca sürdürmüÅŸtür. 1961 yılında meclisin yeni yapılan modern binasına taşınması üzerine bina merkezi AntlaÅŸma TeÅŸkilatı'na (CENTO) tahsis edilmiÅŸtir. 1961 -1979 yılları arasında CENTO Genel Merkezi olarak kullanılan bina, CENTO'nun kaldırılması ile aynı yıl, Kültür Bakanlığına devredilmiÅŸtir. Binanın ön kısmının Cumhuriyet Müzesi olarak düzenlenmesi, arka kısmının ise Eski Eserler ve Müzeler Genel MüdürlüÄŸü' nün hizmet binası olarak kullanılması kararlaÅŸtırılmıştır. Müze kısmı onarım ve restorasyonlardan sonra düzenlenerek 30 Ekim 1981 tarihinde Cumhuriyet Müzesi olarak hizmete açılmıştır. 1981 yılından bu yana Türkiye' nin ekonomik, siyasi, askeri, sosyal ve kültürel olayları kronolojik olarak belge, fotoÄŸraf, eÅŸya, maket ve grafiklerle sergilenmektedir.

HAVRA:

​Numune Hastanesi' nin karşısındaki yahudi mahallesi diye bilinen mevkide yeralmaktadır.

DEVLET RESİM VE HEYKEL MÜZESİ:

​EtnoÄŸrafya Müzesi yanı Opera maydanındadır. Atatürk' ün direktifleri üzerine Mimar Arif Hikmet KoyunoÄŸlu tarafından projelendirilerek, 1927 yılında inÅŸa edilmiÅŸtir. 1980 yılında restore edilerek hizmete giren Ankara Devlet Resim ve Heykel Müzesi, kısa süre içinde çaÄŸdaÅŸ müzeciliÄŸin gerektirdiÄŸi tüm fonksiyonlara ve hizmetlere sahip bir kurum durumuna gelmiÅŸtir. Bugü için müze, XIX. yüzyıl başından günümüze kadar geleneksel sanatlarımıza kıyasla çok yakın bir geçmiÅŸi olan resim ve heykel sanatlarımızı oluÅŸumu ve geliÅŸiminde önemli role sahip tüm sanatçılarımızın en seçkin eserlerinin teÅŸhir edildiÄŸi bir sanat merkezi niteliÄŸindedir. GeçirdiÄŸi restorasyonlar tümüyle orjinal haline döndürülen (Eski Türk Ocağı) müzenin tarihi salonunda konser, tiyatro, sinema v.b.sanatın deÄŸiÅŸik dallarını içeren faaliyetler yer almaktadır.

ETNOÄžRAFYA MÜZESİ:

JULIANUS SÜTUNU:

Defterdarlık ve Valilik Binası arasındaki havuzun kenarında bulunmaktadır. Hiçbir yazıtı yoktur. BaÅŸlığı Bizans tarzındadır. Gövdesinde bir çok halka olup, yüksekliÄŸi onbeÅŸ metre kadardır. Julianus' un (M.S.361 -363) Anakara'dan geçtiÄŸinde ÅŸerefine dikildiÄŸi söylenir. Bizans devrinde 4. yüzyılda yapıldığı sanılan esere halk arasında Belkıs Minaresi de denilmektedir.

KURTULUÅž SAVAÅžI MÜZESİ (1.TBMM BİNASI):

Ulus meydanında bulunan tarihi 1. Büyük Millet Meclisi binasının yapımına 1915' te İttihat ve Terakki Cemiyeti Kulübü olarak baÅŸlanmış, planı evkaf mimarı Salim Bey tarafından yapılmış, yapımına Kolordunun mimarı Hasip Bey nezaret etmiÅŸtir. Birinci Ulusal Mimerlık Dönemi yapılarından olan iki katlı binanın duvarlarında Ankara taşı kullanılmıştır. 23 NİSAN 1920 ile 15 EKİM 1924 tarihleri arasında 1.TBMM olarak kullanılan yapı daha sonra Cumhuriyet Halk Fırkası Genel Merkezi ve Hukuk Mektebi olarak iÅŸlevini sürdürmüÅŸtür.1952 yılında Maarif Vekaletine devredilmiÅŸ, 1957 yılında Müze olarak açılmasına karar verilerek çalışmalara baÅŸlanmıştır. Bina 23 Nisan 1961 tarihinde "Büyük Millet Meclisi Müzesi " adıyla halkın ziyaretine açılmıştır. Atatürk' ün doÄŸumunun 100. yılını kutlama programı çerçevesinde, 1981 yılında Kültür Bakanlığı Eski Eserler ve Müze' ler Genel MüdürlüÄŸünce yapılan restorasyon ve teÅŸhir tamir çalışmaları sonucu 23 NİSAN 1981 Tarihinde "KurtuluÅŸ Savaşı Müzesi " adıyla yeniden ziyarete açılmıştır. Müze Kolleksiyonu içinde; KurtuluÅŸ Savaşı ve Atatürk ile yakın silah arkadaÅŸlarını ve Cumhuriyet döneminin ilk yıllarına aiy fotoÄŸraf, etnoÄŸrafik malzeme, sikke, pul, savaÅŸ silah araç ve gereçleri, madalya, hatıra para, arÅŸiv bölgeleri, harita ve yaÄŸlıboya tabloları bulunmaktadır.

MEHMET AKİF ERSOY MÜZE EVİ:

Mehmet Akif Ersoy Evi, zamanında Tacettin Dergahı olarak kullanılmaktaydı. Binanın selamlık bölümü, Tacettin Åžeyhi tarafından İstiklal Savaşı yıllarında 1.T.B.M.M. Burdur mebusu Mehmet Akif Ersoy' a tahsis edilmiÅŸ, ÅŸair İstiklal Marşının Åžiir' i baÅŸta olmak üzere bir çok ÅŸiirini burada yazmıştır. Yapı 30 Ekim 1949' da Åžehir Meclisinin kararı ile "Mehmet Akif Evi " adını almış ve müzeye dönüÅŸtürülmüÅŸ ise de uzun yıllar bakımsız ve harap kalmıştır. Üniversite Merkez Kampüsünün kuruluÅŸu sırasında yapının eski durumuna sadık kalınarak onarımı saÄŸlanmış ve yapı ziyarete açılmıştır. Üniversitenin 1982 yılında yapının yeniden onarılması için teÅŸebbüse geçmesiyle, Kültür Bakanlığı, Vakıflar Genel MüdürlüÄŸü, Türkiye Diyanet Vakfı ve bazı özel ÅŸahısların katkılarıyla onarım ve döÅŸemesi tamamlanmış 27 Aralık 1984 günü yapılan bir törenle ziyarete açılmıştır. Yüksek avlu duvarları ile çevrili olan yapının bahçesine büyük avlu kapısından girilmektedir. Bahçenin ortasında iki katlı ahÅŸap bir Ankara Evi görülmektedir. Üst kata çıkan tahta trabzanlı merdiven boyunca Ersoy' a ait fotoÄŸraflar bulunmaktadır. Üst katta dinlenme ve toplantı odası bulunmaktadır. Evin en gösteriÅŸli olan toplantı odasının bahçeye bakan üç penceresinin önünde boydan boya sedirler, duvarlarında sedef kakmalı oymalar, ÅŸamdanlar ve gaz lambaları bulunmaktadır. Odanın tavanı, ortada kalem iÅŸleri ile süslü altıgen bir göbek bulunan yöresel Ankara tavanıdır.

Eskiden bayram namazlarının kılındığı, Milli Mücadele yıllarında önmeli törenlere sahne olan Namazgah Tepesi, 15 Kasım 1925 Tarihli Bakanlar Kurulu kararı ile Vakıflar Genel MüdürlüÄŸü'nden Milli EÄŸitim Bakanlığı' na müze yapılmak üzere bağışlanmış, Mimar Arif Hikmet KoyunoÄŸlu tarafından 1925 yılında yapımına baÅŸlanarak 1927 yılında tamamlanmış, 18 Temmuz 1930 tarihinde Atatürk' ün isteÄŸi üzerine halkın ziyaretine açılmıştır. 21 Kasım 1938 tarihinden itibaren 15 yıl süreyle müzenin içavlusu Atatürk' ün geçici kabrine ayrılarak, Anıtkabir olarak kullanılmış, bu arada müzecilik çalışmaları da sürdürülmüÅŸtür. Atatürk' ün mezarının bulunduÄŸu yer bir sembol olarak korunmakta ve üzerindeki mermer yazıtta "Burası 10.11.1938' de sonsuzluÄŸa ulaÅŸan Atatürk' ün 21.11.1953' e kadar yattığı yerdir." yazısı bulunmaktadır. Müze önünde 1927 yılında İtalyan heykeltraÅŸ Canonnica'nın yapmış olduÄŸu bronz atlı Atatürk heykeli yer almaktadır.

MAHMUT PAŞA BEDESTENİ:

Kale yolu üzerinde ve KurÅŸunlu Han'ın bitiÅŸiÄŸindedir. 1421-1459 yılları arasında han ile birlikte Sadrazam Mahmut PaÅŸa tarafından yaptırılmıştır. DoÄŸu-Batı istikametinde boyuna uzanan büyük ve muntazam dikdörtgen planda olup, on adet büyük kubbe ile örtülü bedesten ve bedesten dışında meydana gelmiÅŸ olan arasta ile birlikte iki kısımdan ibarettir. Türk Bedesten Mimarisinde, bedesten olarak yapılmış orta kısmın gayet kalın ve yüksek beden duvarları moloz ve yontma taÅŸlardandır. TaÅŸlar arası kırmızı bir harç ile (Horasan) derzlidir. DoÄŸu-Batı istikametindeki orta aks üzerinde eÅŸit aralıklarla sıralanmış dört adet kalın kare paye ve bu payeleri beden duvarlarına birleÅŸtiren kalın kuvvetli kemerlerle on bölüme ayrılmıştır. Bedesten mimarisinde oldukça büyük sayılan Mahmut PaÅŸa Bedestenin' in dış duvarları etrafında, çepeçevre yarı hizaya kadar dükkan sıralanmaktadır. Fakat Bedestenin dış çevresinde sıralanan bu dükkanların sayıları her kenarda aynı deÄŸildir. Esasen doÄŸu ve batı kenarları kuzey ve güney kemerlere göre daha dar olduÄŸundan dükkan adedinin doÄŸu ve batı kenarlarda daha az olması normaldir.

SAAT KULESİ:

Ankara Kalesinin Atpazarından girilen Arslanlı Kapının girişte sol kısmında yer alır.

© 2022 Designed by Koray ULGAY

bottom of page